kitap

 

  • Ağzını Öpeyim Senin NLP Yorumu

    Deniz Türkali Murat Çelikkan Daha Dans Edicem"Ağzını Öpeyim Senin"

    Murat ÇTanımlayıcı Bilgi Seçeneklerielikkan'ın yazdığı ve Deniz Türkali ile yaptığı Daha Dans Edicem kitabını okuyorum. Kitap röportaj olmasına rağmen hem Türk siyasi tarihi, sinema ve tiyatro tarihi önemli bilgiler aktarıyor. Aynı zamanda Deniz Türkali'nin hayatını nasıl yaşadığını veya yaşayamadığını okurlarına yansıtıyor.Murat Çelikkan'ı yazdığı ve Deniz Türkali'yi de yaşadıklarını bu kadar içten paylaştığı için teşekkür ediyorum.


    Kitaptan yapılacak alıntılar ve yorumlar zihnimizi aydınlatabilir.

     Deniz Türkali İlk okul üçüncü sınıfa giderken babası Vedat Türkali'yi Harbiye Cezaevi'nde ziyaret eder.

     “Dedim ya içeride tartışmalar başlamıştı.Anlaşmışlar aralarında siyasi savunma yapabilmek için birbirlerini ihbar edecekler. Böylece Türkiye Komünist Partisi ve üyeler olarak TKP adına siyasi savunma olmuş olacak.Babam bana “ Bize ahlaksızlık edin dediler, ihbarcılık yapın dediler, biz yapmadık bunu. Bazı arkadaşlarımız yapmadı dedi. Ben de çocuk aklımla “İyi ki yapmamışsınız” dedim. Ahlaksızlık deyince ne anladığımı hatırlamıyorum.Yani ahlaksızlık o yaşta benim için ne demekti.bilmiyorum ama kötü kir şey olduğunu biliyorum. Babam, benim “iyiki yapmamışsınız” dememe çok sevindi. “Ağzını öpeyim senin” dedi. Bu lafa çok sinir oldum yani babam niye ağzımı öpüyor diye. Onu hatırlıyorum. O “Ağzını öpeyim”lafına çok sinirlendiğimi, çok gıcık olduğunu hatırlıyorum. Hala da sevmem o lafları.” Sayfa 52-53 Daha Dans Edicem. Doğan Kitap.

    Buradan anladığımız Deniz Türkali'nin çok küçük yaşta cezaevini, komünist ideolojiye ait ağır bilgileri öğrendiği görüyoruz. O yaşta bir çocuk için saşırtıcı. Ama burada bahsetmek istediğim konu bunlar değil.

    Babasını Onaylayan Çocuk

    Babasını onaylayan Deniz Türkali'nin aldığı cevap ve ortaya çıkan duyguları. “Ağzını öpeyim senin” cümlesi karşısında hissettiği duygu aslında çocuklara nasıl davranılmaması gerektiğini de anlatıyor.

    Çocuklara Sevgi Göstermek ve Metafor Kullanımı

    Dil Jayatımızda çok önemli. NLP konusunda uzun yıllardır çalışan biri olarak, çok sayıda bilgiyi köşe yazılarımda, bu internet sitesinde ve bilgi aktarımlarında ifade etmeye çalıştım.  Dil bazen hayatımızın gidişatını belirler, söylenen cümleler insanın kaderi haline dönüşebilir.

    Çocuklara Söylenen Sözler

    Çocuklara söylenen bu ve benzeri kelimeler onların zihni herşeyi düz algıladığı için ortaya bu ve benzeri sonuçları çıkaracaktır. “Ağzını öpeyim” gibi, “Yerim senié, “İçime sokarım”, “Isırırım “bitanesiymis”, “bebişi de bebişi”, “fıstıkım benim”, “aşkım”, “bademim benim”, “sincabım”, éarslanım” benzeri kelimeler çocuklar tarafından düz olarak algılanacak ve onları rahatsız edecektir.

    Çocuklar metafor kullanımlarını da düz olarak algılayacakları için, onlara söylenecek sözler önemlidir. "Yerim seni" derken sevgi ifade ediliyor olsa da çocuk söyleyen kişinin kendisini yiyeceğinden korkacaktır. “Arslanım”, “kaplanım”, “minik kuşum”, gibi ifadeler de söylenme nedeni öyle olmamasına rağmen, hayvan ile bilgi aktarıldığı akılda tıutulmalıdır.

    Çoğu annenin çocuğuna “anneciğim” kelimesi ile hitap etmesinin de yanlış olduğunu söylenebilir. Anne bunu söylerken farkında olmadan kendisini anne olduğuna inandırmaya çalışmaktadır, diyebiliriz.

    Yukarıda yazılanlardan dolayı çocuklara adı ile hitap etmenin en doğrusu olduğunu söyleyebiliriz. Babası Vedat Türkali yaptığından emin olsa idi, ilkokul üçüncü sınıfa giden çocuğu tarafından onaylanmaktan memnun olmaz, hatta bundan kızına bahsetmeyebilirdi.

    Bu konuyu gündeme getirdikleri için kitabın yazarı Murat Çelikkan'a ve Deniz Türkali'ye teşekkür ediyorum. Kitaptan alıntı ve yorumlar devam edecektir.

    Cengiz Eren.

    http://www.erenlp.com

    #deniztürkali #muratçelikkan #dahadansedicem #vedattürkali #kitap #nlp #cengizeren

    İlgili Linkler:

     

  • Copy Paste Yazarlar

    Zülfü Livaneli'nin Kitabını Çaldılar

    İhsan Yılmaz'ın Hürriyet gazetesindeki köşesindeki yazıda bu başlık var. İlgi ile okumaya başladığımda Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi isimli kitabı aynen kopyalanmış.   Nurlen Karayanız kopyaladığı kitabına Kıyamet çiçekleri adını koymuş. Bu çok görülen bir şey değil. Copy Paste veya ihtihal hem bilimsel ve hem de kültürel alanda sık görülen bir durum.  Yaratıcılık ve yorumlamak zor olduğu için bir çok insan kolaya kaçıyor.

    Bir öğrenci Cambridge Üniversitesi'nde doktora tezi hazırlar. Danışmanı tezini okur ve sonra da doktora tezini savunur öğrenci. Tez kabul edilir. Ancak danışmanı tez kabul edildikten sonra kendisini bir kenara çeker ve der ki: "tezin gerçekten çok güzel hazırlanmış. Tebrik ediyorum. Ancak tez içinde bir paragraf var ki bunu sen yazmış olamazsın. Ancak ben kimden aldığını bulamadığım için tezine evet dedim."  Oğrenci böylece Cambridge Üniversitesi'deki bölümünden doktor ünvanını alır. Aradan 6 yıl geçer. Ph.D Ünvanını alan öğrenci bölümüne çağrılır.  Danışmanı karşısındadır.  Kendisine o pragraf hakkında söylediklerini hatırlatır ve der ki: " O paragrafı kimden aynen kopyaladığını buldum ve bunu bulduğum için Üniversite yönetimine müracaat ettim ve doktor ünvanınız elinizden alınmış bulunuyor". 6 yıl sonunda ünvanın elinden alınan kişi aynı zamanda bilgi hırsızı damgasını da yemiştir.

    Tarih 16.09.2006  Milliyet Gazetesi Cumartesi eklerinden yazdığım bir yazı var. Ahtapot Kadınlar. Bu yazıda kadınların bir çok işi üstlenerek kendi yakınındaki insanları  hiçbirşey yapamaz hale getirdikleri yazıyordu.  Yazının Linki http://www.milliyet.com.tr/ahtapot-kadinlar/cumartesi/haberdetayarsiv/16.09.2006/171523/default.htm

    Ahtapot Kadınlar ve Ayşe Giraud

    Yayın Tarihi 13.12.2007 olan bir kitap var. Adı Ahtapot Kadınlar.  Kitabın yazarı Ayşe Giraud. Öz geçmişinde annesi ile yaşadığı sorunları dile getiriyor ve bu yüzden bir Fransız ile evlendiğini yazıyor. Sonra da Tekstil işini bırakıp yogacı olduğu da var öz geçmişinde. Ayşe Giraud Özgeçmiş.  Kitabına koyduğu adın kendisine ait olmadığını bilmiyor ama internette araştırsa kolaylıkla bulabilirdi.  Kendisi de aynı şekilde bilgi hırsızlığı yapmış durumda.

    Şirin Kartal ve Zihinsel Detoks

    Benzer durum Zihinsel Detoks kavramı için de söz konusu. 2004 yılında onaylanmış ve bana ait olduğu tescil edilmiş olan Zihinsel Detoks  Bu isimle bir kitap yayınlanmış. Yayın tarihi 04.05 2015.  Kitabın yazarı Şirin Kartal.  Fransızca Öğretmeni olan ve otelcilik sektöründe çalışan bu kişi başkası tarafından üretilen bir kavramın adını kitabına koyduğunu bilmez görünse de, Google da yapacağı küçük bir arama ile bunun kime ait olduğunu farkedecektir. Kitabı için isim bulma zahmetine girmeyen bu kişi de aynı şekilde bilgi hırsızı konumuna düşmektedir.  Quantum konusunda temel eğitimler aldığını öğreniyoruz ki, ben kuantumculara NİYETİSYEN diyorum.

    Yaşadığımız dünya da buna ait örnekleri bulabilmek mümkün. Bunu Mümin Sekman'ın bir çok kitabında copy paste örnekleri bulmak mümkün. Hatta başkalarına yazdırdığı kitapları olduğunu da biliyoruz.  Ama bilgi üreten kişiler ile bilgileri kopyalayan kişileri ayırmak gerek. Zira bilgi üretmek için için düşünmek, yazmak, kavram haline dönüştürmek zor ve uzun bir süreç.  Bu kadar yorucu bir süreçten sonra üretilen kavramları veya isimleri kopyalayarak olumlu bir sonuç ortaya çıkması pek mümkün görünmüyor.  Bu kopyacı yazarlar kadar bunu yayınlayan kitabevlerinin de aynı suça ortak olduğunun bilinmesi yerinde olur.

    Şimdi İhsan Yılmaz'ın  Hürriyet köşeşinde yazdığı yazıyı okuyalım.

    BİR kitabın çok satması için ne yapmak gerekir diye sorsalar, asla aklıma gelmeyecek bir cevapla karşılaştım bu hafta.

    Basitmiş meğer.

    Alırsınız çok satan bir romanı, kapağını, içindeki kahramanların isimlerini değiştirip bir-iki cümle de eklediniz mi tamamdır.

    Yayınevine de yutturursanız, başarılı bir romanın yazarısınız artık. Tanıtım için de klip çekmeyi unutmayın ama.

    “Yok artık!” dediğinizi duyar gibiyim.

    Ben de aynı tepkiyi verdim ama iki kitabı alıp şöyle bir karşılaştırdığımda şaşkınlığım tarif edilecek gibi değildi.

    Zülfü Livaneli’nin ‘Kardeşimin Hikâyesi’ adlı romanı 2013 yılında yayımlanmıştı. Okuru çok sevdi ve satışı 500 bini geçti. Konusu, anlatımı ve kurgusuyla gerçekten iyi bir Livaneli romanıydı.

    Romanın yayıncısı Doğan Kitap’ın editörlerinden Tanıl Yaşar gittiği bir kitapçıda yeni yazarların kitaplarını karıştırırken oldukça tanıdık cümlelerle karşılaşmış.

    Nursen Karayanız’ın bu yılın başlarında Kariyer Yayınları’ndan çıkmış romanı ‘Kıyamet Çiçeği’ymiş bu.

    Romanın sayfalarında ilerledikçe Zülfü Livaneli’nin ‘Kardeşimin Hikâyesi’nin içinde bulmuş kendini Yaşar. Farklı bir yazar adı, farklı bir kapak ama cümleler Zülfü Livaneli’nin.

    Zülfü Livaneli’nin romanını çaldılar

    Bildiğin kopyala yapıştır yöntemiyle çalınmış ünlü yazarın romanı. Yazının devamı : http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ihsan-yilmaz/zulfu-livanelinin-romanini-caldilar-40803394

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

     

  • Dönüm Noktası NLP Köşe Yazısı

    Yollar insanları birbirine kavuşturur. Bazen birbirinden ayırır. Ayrılma ya da birleşme noktası eb olabilir, otobüs terminali olabilir, hava alanı olabilir ya da bir liman olabilir. Ayrılmanın hüznü, kavuşmanın sevinci sevinç ve her iki durumda da gözyaşı olabilir.

    Hayatı da yol metaforu ile anlatabiliriz. İnsanda bir yolculuğa çıkar doğum sonrasında. Önce aile ile birlikte sonra da yalnız başına. Yaşananlar içinde güzel, iyi hissedilen duygular, başarılar olabildiği gibi, kötü hissedilen, istenmeyen sonuçlar yaşanabilir. Sevinç ve hüzün hayatın farklı zamanlarında yaşanabilir ama hüzünlerin ve acıların önemsenmesi zihnimizde daha derin etkiler bırakabilir. Bu etkiler ise farkında olmadan daha önceki yazılarda bahsedilen mantıksız stratejileri ortaya çıkarabilir.

    Yoldaki kavşaklar gibi insan hayatında da dönüm noktaları olacaktır. Ancak bu dönüm noktasının, dönüm noktası olduğunu o anda kavrayabilmemiz pek mümkün olmayacaktır. Belki birkaç yıl belki de yıllar sonra bunu farkedebiliriz.

    Hayatımızdaki dönüm noktaları değişimi de ortaya çıkarır. Bu değişim kendi kararlarımızla olursa istenen sonuçları ortaya çıkarırken, başkalarının kararına ve onayına bıraktığımız içeriklerde istemediğimiz sonuçları yaşayabiliriz.

    Yıllar önce bana hediye edilen bir kitaptan yola çıkarak ( Tennis the mind game) almaya karar verdiğim NLP eğitiminin bugün yaşadığım sonuçları ortaya çıkaracağını hiç bilemezdim. Hele bunu sadece merak ettiğim için öğrenmeyi istemem de oldukça ilginçti. NLP konusunda bilgi aktarmak seminer vermek, yazılar yazmak, 4 kitabımı yazacak olmam hiç aklıma gelmeyen şeylerdi o zaman. Bazen hayal etmek zihninizi ve istediklerinizin gerçekleşmesini sınırlayabilir, diyebiliyorum.

    Bir sayı, bir kitap, bir yol, bir yolcu, evlilik veya boşanma kararı, seçilen eğitim, kurulan arkadaşlıklar, çalınan bir müzik aleti veya öğrenilen bir dans ve binlerce başka şey insan hayatında dönüm noktası olabilir. Burada önemli olan sizin hayattan ne istediğiniz? Ne beklediğiniz? Bunu elde etmek için kaynaklarınızı nasıl zenginleştirebileceğiniz konusunda vereceğiniz kararlar.

    Bütün bunlar gösteriyor ki değişim süreci yeni öğrenme süreçleri için verilen kararlar ve öğrenme süreçlerinin tamamlanması ile ortaya çıkabiliyor kolaylıkla.

    Sizin hayatınızdaki dönüm noktaları neler. Kaç kez kavşaklardan kendi isteğinizle dönüp yol değiştirdiniz? Bu dönüm noktalarında kararları siz mi yoksa başkası mı verdi ya da onayladı? Bunları farketmeniz gelecekte kendi kararlarınızla yapmak istediğiniz yeni değişimleri başlatabilir. Bugün bulunduğunuz yer istediğiniz yer değilse, değişime çok ihtiyacınız var demektir.

    Yolunuz açık, ulaştığınız yer gitmek istediğiniz nokta olsun, kendi kararlarınızla yolunuzu değiştirin isterim. Tabii kaza yapmadan ve yoldan çıkmadan. Her zaman olduğu gibi karar yine sizin.

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    Posta Gazetesi Bölge Eklerinde yayınlanmıştır.

     

     

     

  • Ferrarisini Satan Bilgeden sonra Secret için Köşe yazarını satan Yayıncı

    Ferrarisini satan bilgeden sonra köşe yazarını satan yayıncı
    İlginç bir durum sayılabilir. Son günlerin gündemde olan kitabı Secret'in yayıncısı  Biro Gündoğdu Rhonda Byrne ile röportaj yapabileceğini Ayşe Arman'a iletir. Ayşe Arman'da bu isteği kabul eder ve sorular hazırlar. Sonrasında öğrenilir ki, soruları cevaplayan kitabın yazarı değildir. Halkla ilişkiler firmasının adresini illegal olarak kullanan Birol Gündoğdu sorulara cevapları kendisi vermiş ve Amerika'dan gelmiş gibi Ayşe Arman'a göndermiştir.
     
    Böylece Birol Gündoğdu'nun Secret'inin e olduğu anlaşılır. Daha önce de Ferrarisini Satan Bilge kitabını yayınlayan Birol Gündoğdu'nun basınla ilişkilerinin ne kadar iyi olduğunu da göstermektedir. Sonuç Secret balonu yayıncısı sayesinde sönmüştür ve yaptıkları hukuki olarak suç teşkil etmektedir. Birol Gündoğdu için tek Secret'in "para" olduğu anlaşılmıştır ve büyük bir olasılıkla yayıncılık   hayatı sona erecektir. Böylece gazete köşelerinde OWO OWO bitirilimeyen OWO kitapları ve yayınevi biter. Ayşe Arman'in Hürriyet Gazetesindeki yazısı aşağıda. Dikkatli olarak okunması yararlı olacaktır.
     

    Ayşe Arman Yazısı

    Hayatta bir şey daha geldi başıma. Bir şey daha öğrendim.

    İnanılır gibi değil. Yıllar önce Stern Dergisi’nde olanlara, "Yok artık daha neler!" demiştim. Hitler’in anılarını satın alıp yayınlamışlardı, sahte çıkmıştı. Özür dilemişlerdi okurlardan. Hayretlere düşmüştüm. Düşmeyeceksin demek ki... Başıma geldi. ’Ortalıkta çok konuşulan, her yerde sözü edilen Secret kitabının yazarıyla röportaj yapmak ister misin?" diye sordu Türkiye’de kitabı basan yayınevi.

    Owo Mia. Sahibi, Birol Gündoğdu. Daha önce de "Ferrari’sini Satan Bilge"yi yayınlamıştı. Etrafımda küçük bir araştırma yaptım; dalga geçenler de vardı, ciddiye alanlar da ama kimse kayıtsız değildi, herkes için şöyle ya da böyle Secret, bir şey ifade ediyordu. Ben de "İsterim" dedim. DHL ile kitabın Türkçesi ve cd’si geldi. Ve yazar hakkında tüm dünyada çıkmış dokümanlar. Ayrıca Amerika’daki PR şirketi Edelman’la, Birol Gündoğdu’nun yaptığı yazışmalar. Dünyada pek çok gazeteci Rhonda Byrne ile röportaj yapmak istiyordu ve onlara değil, bana kısmet oluyordu. Talih kuşu ayağıma gelmişti. Oturdum, çalıştım. Sorular çıkardım, tercüme ettim, Birol Gündoğdu’ya yolladım. Ve beklemeye geçtim. Birkaç gün içinde cevaplar Türkçe’ye çevrilmiş olarak geldi. İki, üç soru haricinde hepsi cevaplanmıştı. Doğrusu huylanmadım. Çünkü cevaplar İngilizce verilmiş sonra Türkçe’ye çevrilmişti. Yer yer Türkçesini düzelttiğim bile oldu. Hatta metnin sonu, "Seninle uzun bir yolculuğumuz oldu..." (We had a long journey with you) diye bitiyordu. Türkçe’de böyle bir veda şekli olmadığından, tamamen çeviri olarak algıladım. Şüphelenmedim. * Allah’tan arkadaşlarım var... Kolu dünyanın her tarafına uzanabilen arkadaşlarım... Birkaç gün önce Gonca’dan (Karakaş) bir telefon geldi, "Ayşeciğim sana bir şey söyleyeceğim ama sakin ol tamam mı, istersen bir yere otur ve beni dinle" dedi "Hani sen Secret röportajı yaptın ya, o röportajda yanıt veren Rhonda değildi..." Nasıl yani? Başıma biri kurşun sıksa daha iyiydi. "Senin soruların Amerika’ya gitmiş, bunlar çok fazla denmiş, Rhonda da zaten seyahatte miymiş neymiş, cevaplanmadan, aynen iade edilmiş..." "Nasıl olabilir ki, sorular bana yanıtlanmış olarak geldi..." dedim. "Valla, birileri kitabı önüne almış, kendisini Rhonda yerine koyup, bir güzel cevaplamış..." dedi. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü tabii. Derhal Birol’u aradım. "Böyle böyle diyorlar. Nedir bu durum?" "Allah aşkına, böyle bir şey mümkün mü Ayşe?" dedi, "Bu, beni alenen dolandırıcılıkla suçlamak. Oysa, benim alnım açık..." O kadar sakindi ki... Açıkçası adama haksızlık yapıyormuşum duygusuna kapıldım. Hem nasıl açığa çıkmayacağını düşünebilirdi ki? Ölümüne susamak gibi bir şey. İnsanın yayıncılık kariyeri biter. Rezil olur, insan içine çıkamaz, kimsenin suratına bakamaz. Bunları da söyledim Birol’a, "Haklısın" dedi, "Deli saçması bir şey..." Ama "Arkadaşım Gonca, senin Edelman’la aranda geçen birtakım yazışmalardan söz ediyor" dedim, "Sen kitabın mümkün olduğu kadar çok insana ulaşmasını istediğin için böyle bir yola gittiğini kabul etmişsin. Edelman da Gonca’ya bu mail’leri forward etmiş..." "İyi de senin arkadaşın o mail’leri bana forword etmiyor, şirket içi yazışma diyor, ne ile suçlandığımı bile bilmiyorum" dedi. Araştırma, bir iki gün "O böyle diyor", "Bu böyle diyor" diye, işin aslını öğrenmeye yönelik konuşmalarla geçti. Bu arada ben Edelman’ın ikinci başkanı Gerry Tschoop’a ulaşmaya çalıştım. Mail’ler yazdım, cevapsız kaldı. Derken, "Yanıt veremedim özür dilerim, seyahatteydim" diye bir mail ve telefon numarası geldi, hemen aradım... Ve gerçeğe ulaştım... Acı gerçeğe... Telefondaki adam da en az benim kadar şaşkındı, "Sadece sizin değil, bizim de başımıza böyle bir şey ilk kez geliyor" dedi, "Ne yapmamız gerektiğini kara kara düşünüyoruz. Ama 3 Haziran günü gazetenizde yayınlanan röportaj, tamamen hayal mahsulü bir röportaj..." Allak bullak oldum. Aldatıldım. Kandırıldım. Dolandırıldım. Dolayısıyla, ben de size sahte ve ayıplı bir mal sunmuş oldum, özür dilemekten ve kanuni haklarımı kullanmaktan başka yapabileceğim bir şey yok. Beni affedin lütfen. * Bu arada Birol Gündoğdu, aynı serinkanlılıkla beni aramaya devam ediyordu, "Bu meseleyi çözeceğim merak etme. Sana Rhonda’dan röportajı onaylayan kanıt getireceğim. Sen rahat ol, problem yok..." Ve bana Edelman’ın çalışanlarından Katia’nın telefonunu verdi, "Ara. Ben konuştum kendisiyle, telefonunu bekliyor" dedi, "Ama telesekreter çıkabilir, çünkü New York’ta 13 günlük bir kitap fuarında..." Arıyorum, mesaj bırakıyorum... Hiç bana geri dönen yok. İkinci başkan Gerry Tschoop’u arıyorum, mail’ler atıyorum, ıh ıh. O da herhalde yine seyahatte, artık ona da ulaşamıyorum. Ben röportajlarımı güven esası üzerine kurmuş biriyim, eğer ortada bir sahtekarlık söz konusuysa bunu önce benim açıklamam gerekir, o yüzden bu işin üzerine bu kadar düşüyorum. Ama herkes kapı duvar. Sonunda sevgilim bana diyor ki, "Birol Gündoğdu, sana yanıtları Türkçe yolladı değil mi? Onun iddia ettiği gibiyse, bu yanıtların İngilizce orijinalinin Amerika’dan gelmiş olması lazım. Ondan İngilizce orijinal mail’i iste..." "Aklınla bin yaşa!" diyorum. Arıyorum, "Birol, sana inanmak istiyorum. Bana bu yanıtların İngilizcesini yollasana..." "Ama ben sana yolladım" diyor, "31 Mayıs’ta sana ve sizin katta birine daha..." "Zahmet olmazsa bir daha yolla" diyorum. "Evdeyim, yarın olabilir mi? O mail işteki bilgisayarda" diyor. O arada, taze yalancı bir metnin oluşturulmasını engellemek için, "Hayır, bana şimdi lazım" diyorum. Apar topar işine gidiyor, gecenin bir yarısı bana 31 Mayıs tarihli bir metin gönderiyor. Allah Allah, gerçekten Amerika’dan Edelman’dan gönderilmiş. İngilizce yazdığım sorulara İngilizce cevap verilmiş. Tam karşımda duruyor. Üstelik şirket içinden başka birine de cc’lenmiş. Tepesinde de, "Her şeyi bir günde organize etmek kolay olmadı ama başardık" filan gibi laflar var. Haydaaaa... Ayıkla pirincin taşını... Gonca’yı arıyorum, anlatıyorum "Ama benim elimde de, Birol Gündoğdu’nun yalan söylediğini kanıtlayan mail’ler var" diyor, bu arada söylemeyi unuttum, arkadaşım Gonca, Edelman’ın Türkiye’deki temsilcisi. Kafam karışıyor yine. * Yine olayda adı geçen herkese mail yazıyorum. "Nedir bu ya!" diye. "Beni zan altında bırakıyorsunuz. Gerçeğe ulaşmak istiyorum, ulaşamıyorum. Türk yayıncı, sizin şirketinizden gönderilmiş bir mail attı bana. Hani bu röportaj sahteydi, cevaplar sizin şirketinizden ya da Rhonda’da gelmemişti... İddianızı kanıtlamanızı istiyorum..." Birol Gündoğdu’nun bana yolladığı, orijinal dediği röportaj mail’ini de ekliyorum. Acı cevabı o zaman öğreniyorum. "Sizi yollanan mail de sahte. Ve bu, çok ciddi uluslararası bir suç. Biz dünyanın en büyük PR şirketlerinden biriyiz, adımız kullanılarak, sahte evrak üretilmiştir. Hukuki yollara baş vuracağız. Çok üzgünüz, hem sizin adınız hem de bizim adımız düzgün olmayan bir işe karışmış durumda..." Ben bu yazıyı bitirmek üzereyken, Gerry Tschoop’tan yazılı bir açıklama da geldi. Evet buraya kadar. Artık bu işin araştırılacak bir tarafı kalmadı. Ben de işin gerçeğini en yakınlarıma, yani sizlere açıklıyorum. Kandırıldığım ve dolandırıldığım için tekrar özür diliyorum. Birol Gündoğdu’nun bundan sonra başına gelecekleri bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum: Bir röportaj için, bir kitabı daha fazla sattırmak için değmezdi...

     

  • Kimsesiz Hayaller Cahide Yormaz Öz Kitabı

    Kimsesiz Hayaller, Cahide Yormaz Öz,Birkaç yıl önce Fenerbahçe Gönüllülerinde sosyal sorumluluk projesi olarak bilgi aktarımı yaparken, bir sonraki ay toplantısı için katılımcılardan masal yazmalarını istemiştim.

     

  • NLP İçerik Sizi Düşünmek

    NLP İçerik Sizi Düşünmek dördüncü baskı

    NLP İçerik Sizi Düşünmek Kitap

    Yazan: CEngiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    NLP İçerik Sizi Düşünmek kitabı NLP konusunda bilgi veren kaynak kitaplardan birisi. Beyaz Yayınlarından yayınlanan bu kitap 1999, 2001, 2005 ve 2012'de 4 baskı yaptı.

    Başlangıç Küçük Bir Hikaye gibi

    Değişimin Temelleri

    Dünyayı Algıladığımız Gerçek Tüneli ve Duyularımız

    Beynimizda Algılama ve İfade Etme  Temsili Sistemlerimiz

    Yaşayarak Beynimizde Organize  Ettiklerimiz  Tevrübelerimiz

    Mucize 1 Beyimizin Çalışması (Neuro)

    Mucize 2 Konuştuğumuz Dil (Linguistik)

    Mucize 3 Programlama (Programming)

    Kişisel Değişim Modeli, Stratejiler ve Sibernetik

    İçeriksiz Düşünmek Yeni Bir Başlangiç

    Mantık Eşikleri Modeli'ne katkı veya Eren Altıgeni

    NLP Terimleri ve Tanımları

    NLP Kaynakları ve Referanslar

    Okura Mektup Cengiz Eren'den Cengiz Eren

    NLP ve Ötesi Zihinsel Detoks

    Yeni baskısına son iki bölüm ilave edilmiştir. Zihinsel Detoks ile değişimin çok kolay gerçekleştiği görülebilmektedir.

     

    NLP İÇerik Sizi Düşünmek kitabını okuduğunuzda, hem NLp ve kendi hakkınızda bir çok bilgiye sahip olabilecek ve düşünmediğiniz bağlantıların nasıl oluştuğunu farkedebileceksiniz. Temel amaç yaşanan dünyayı yönetmek ise, NLP İçerik Sizi Düşünmek önemli bir başlangıç olabilir. Kitabı internet sitelerinden olduğu gibi, Beyaz Yayınları'ndan da sipariş edebilirsiniz. Beyaz Yayınları Tel : 0212 522 3868

     

    Arka Sayfadan :

    Bütün hayatınız değişebilir. Bir kitapla, bir cümle ile, bir sayı ile bütün hayatınız değişebilir. Bu kitap belki de, hayatınızı değiştirecek o kitaptır, eğer izin verirseniz. NLP ilgili temel bilgileri öğrenmeniz, duyularınızı, duygularınızı, beyninizi, vücudunuzu ve bütün kaynaklarınızı kullanmaya başlayarak, gideceğiniz yerin meçhul bir yer değil hayal ettiğiniz ve istediğiniz yer olması için yazıldı bu kitap.

     

    Elinizde tuttuğunuz bu kitabı sorunlarınızı çözmek için değil, kendinizi geliştirmek için okuduğunuzda sağlayacağınız yararların, sorunlarınızı çözmekten, çok ileri noktalara sizi taşıyacağını bilmelisiniz.Hareket etmeden, yapmadan öğrenmenin, kendiniz mutlu olmadan başkalarını mutlu etmenin mümkün olmadığını öğrenmeniz gerekiyor. Bunun bencillik olduğunu söyleyenlere, bugüne kadar sencil veya oncul olmanın bize hiçbir yarar sağlamadığını gülerek söyleyin.

     Cengiz Eren

    NLP Uzmanı Ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    D&R Satınalma Linki

     

    Hepimizin Farketmeye, İtiraz Etmek için bilmeye, Hayır diyebilmek için kendimize güvenmeye ihtiyacı var. C.Eren.

     

     

  • Tesadüf Perileri Cahide Yormaz Öz

    Tesadüf Perileri Cahide Yormaz ÖzCahide Yormaz Öz Yeni RomanıTesadüf Perileri

    Cahide Yormaz Öz'ün 6.ncı kitabı yayınlandı. Yeni bir imza gününde yine birarada olmaktan mutluydum.

    Tesadüf Perileri hayatın içinden bakmamızı sağlayan güzel bir roman.  Çok güzel bir kurgu, iyi örülmüş ilişkiler ve farkında olmadan işleyen bir sistem var romanda.


    Yaşanmışlıklar, yaşanmamışlıklar, sürpizler, değişim süreçleri ve bu süreçte ortaya çıkan metamorfoz diyebileceğimiz durumlar var, bu romanda. Hayatı yaşarken ve kendi kişisel tarihimizi yaratırken, hemen herkesin içinden geçtiği süreçler. Kitabı elime aldığımda bırakamadım ve iki gün içinde bitirdim. Şimdi ise bu yazıyı yazıyorum. Yazar gözü ile Zihinsel Detoks

    Kitapları

    Daha önce yazdığı Masalmış Yaşam, Kimsesiz Hayaller, Şiirselim Öylesine, Ben mi Çağırdım Yalnızlığı,Hayatın Renkleri ve Annesinin anısına yazdığı ve  Fenerbahçe Gönüllülerine bağışlanan kitabı Annemin Yemekleri kitapları ile verimli ve üretken bir yazar olduğunu kanıtlayan Cahide Yormaz Öz, yeni kitabı olan Tesadüf Perilerinde yeni bir tarz deniyor ve yazıyor. Okumanızı Tavsiye ederim.

    NLP Sohbetleri

    Yazar ile karşılaşmamız dört beş sene öncesine raslar. Fenerbahçe Gönüllüleri toplantısına o dönem Başkan Olan Sevinç Özyurt Çolak'ın daveti ile NLP Sohbetleri toplantısına katılan yazar ile ilk karşılaşmamız. Yollar Nerede Kesişir bilinmez şarkısında olduğu gibi ilk karşılaşma.  Annesini ve kardeşini kısa bir zaman önce kaybetmiş, yorgun ve hüzünlu. Oldukça güzel geçen bir toplantı sonunda gelecek ay yapılacak toplantıya bir masal yazıp getirmelerini istemiştim katılımcılardan.

    Yazılan Masal

    Cahide Yormaz Öz siyh ve beyaz ile anlatılan bir masal yazmıştı. Soyut ve güzel bir masaldı. Masal yazılmasının nedeni masalda anlatılanlarla yaşanan hayat arasında bağlantı kurmak istememden kaynaklanıyordu.  Masalları yorumlayacaktım. Şöyle bir cümle de kullanmıştım. "Yazdıklarınız aleyhinize bir delil olarak kullanılabilir."  Herkes kendi masalını kendisi okuyacaktı, katılımcılar önünde.

     Cahide Yormaz Öz'de masalını okudu. Diğer masalları yorumlarken bu masal için ağzımdan 'Siz yazabilirsiniz' cümlesi .çıkmıştı. Bir sonraki yılın Nisan ayında Cahide Yormaz Öz ilk kitabını elinde tutuyordu. Masalmış Yaşam.  Böylece yazarlık serüveni başlamıştı.  O arada bir hikaye Haso\'nun Düşü \"Ödüllü Hikaye\"yarışmasında ödül almış, aynı zamanda ebru yapmaya başlamıştı. Zalha Bu gün ise altı kitabı var. Kaynaklarını kullanmaya başladığında kişinin hayal ettiğinden fazlasına ulaşabildiğini gösteren bir sonuç, kendi yaptıkları. Türk Kadınının nelen yapacabileceğine dair bir örnek. Kimsesiz Hayaller Cahide Yormaz Öz Kitabı

    Kendisini tebrik ediyor ve nice yeni kitaplara diyoruz. Kitaplarını okuduğunuzda hem hayal gücünü ve hem de kendisini daha iyi tanıyacaksınız. Yaptıkları ve yazdıklarıyla kendi varoluşunu kendi kararları ile yaratan Cahide Yormaz'Öz'u Google'da ararsanız yüzlerce linke ulaşabilirsiniz.  Tarihe önemli  kayıt bıraktı, bırakıyor ve bırakmaya devam edecek  diye düşünüyor ve benim de küçük bir katkım olduğu için seviniyorum. Siz de kaynaklarınızı kullanmak isterseniz, çıkan ayın son çarşambasında Fenerbahçe Gönüllülerindeki toplantıya veya Zihinsel Detoks programımıza katılabilirsiniz.

    Sevgiler,

    Cengiz Eren

    NLP Uzmanı ve Eğitmeni

    http://www.erenlp.com

    Not:  Bu sitede yayınlanan yazılarını kitaplarından veya  KonuK Yazarlar bağlantısından okuyabilirsiniz.

     

TOP